Yıl 2013, 43 yaşındayım ve bu yolculuk öncesi hayatım boyunca Denizli-İstanbul dışında ne uçağa binmişliğim ne de yurt dışına çıkmışlığım var. O sene Sudan’da görev yapan bir arkadaşımla sık sık konuşuyorum. Bana görev sürem bitmeden gel, Sudan yakınlarında benim de gitmediğim ülkeler var, birlikte gezelim diyor. Olur mu, nasıl olur derken o zamana kadar hiç internet sayfasına bile girmediğim THY’nin sayfasına girip, bilet kaç paradır, uçuş kaç saat sürer diye araştırırken, kendimi bileti satın almış buluyorum. Şanslıyım, o zamanlar 12 ye bölünebiliyor kart ödemeleri.

sulee

Arkadaşım bana nereleri gezmek istiyorsan araştır, dersini çalış da gel diyor..Ee Afrika’ya gideceğim sonuçta kuzeyi de değil, güneyi de değil “göbeği”: Uganda-Tanzanya-Brundi. Zaman geliyor. Otobüsle önce İstanbul, oradan daAtatürk Havaalanı’na. Cahil olmak ne zor; hiç bişi bilmiyorum. Yurtdışı çıkış pulu varmış, sonra çantamı bagaja vermek. Gidip biyerde bekleyeyim daha vakit var diyorum. Dakikalar sonra her uçağın bir koridoru olduğunu anlıyorum, panik içinde aranıyorum. Neyse zaman geçmeden kapıyı bulup, uçağa yetişiyorum….

s6

8-9 saat uçmak sanırım ilk uçuşum olduğu için beni hiç sıkmıyor. Sabaha karşı Entebbe havaalanına iniyorum. İstanbul’dan sonra gördüğüm ilk havaalanı. Beni şok ediyor. 2.dünya savaşında terk edilmiş bir sığınağı andırıyor bana. Pasaport işlerimi halledip dışarı çıkıyorum. Hoşgeldin Afrika…Arkadaşım gelmemiş. Gelir şimdi deyip bir banka oturuyorum ama rahat vermiyor yerel insanlar..taxi..taxi diyenler. Para isteyenler bir taraftan, sivrisinekler diğer taraftan. Tabi ki buraya gelmeden üç ay önce Sahiller ve Hududlar Müdürlüğünde aşılarımı olmuştum, korkum yok o yüzden…Saat sabaha karşı 4 … Başka bir dünyadayım ve üstüne üstlük yurt dışı görüşmelerine açtırdığım telefonum da kafayı yemiş, çalışmıyor. Arkadaşım hala gelmedi. Aklımda deli senaryolar. Bir şey oldu da aradı ve bana ulaşamadı mı, başına bir şey mi geldi, ben yanlış yerde mi bekliyorum, gelmezse ben 2 hafta burada ne yaparım vs …

s4

Neyse bir saat kadar sonra geliyor ve beni dokuz çocuğumla karşılıyor. Uçağı rötar yapmış. Hemen taksiye atlayıp bir otel buluyoruz. Odama girdiğim zamanki manzarayı şaşkınlığımdan fotoğraflamak hiç aklıma gelmiyor. Oysa Afrika’da hiçbir şeye şaşırmamam gerektiğini gelinceye kadar öğrenemiyorum. O gece Entebbe’de kalıyoruz ertesi gün burası nasıl bir yermiş diye kısa bir tur atıyoruz ki zaten burası küçücük bir yermiş. Aklımda kalan en belirgin şey kırmızı toprak . Ertesi gün başkente geçiyoruz.

s9

Kampala bir başkent ama sadece bulvara benzer, oraya göre sanırım lüks yerlerden, hükümet binasından ve adını daha önce hiç duymadığım yüksek banka binalarından oluşan bir şehir… Daha sonra asıl Afrika’nın arka sokaklarda devam ettiğini görüyorum. Hele daha sonra gittiğim küçük köyler tam bir Afrika belgeseli. İnsanlar sadece yatmak için eve giriyor. O köylerde DOM dedikleri evlerin kapıları bile yok. Evlerin önünde leğende çocuklarını yıkadıklarını gördüm. Neyse tekrar başkente dönelim. Her bankanın her kafenin her işletmenin kapısında sırtlarında silahları olan güvenlik görevlileri var; polis pek yok ortalıkta. Her yer bodo bodo dedikleri taksi motorlarla dolu. Yanınıza gelip ‘’bodo bodo’’ ‘taksi ister misin’ yani diyorlar. Hayır anlamında başımı kaldırıyorum, gitmiyorlar çevremdem. Sürekli bu durum. Bir kafeye giriyoruz mesela, şeker istiyorum yok anlamında başını kaldırıyor ama bi süre sonra şeker geliyor. Bir kaç gün sonra anlıyoruz ki bizde hayır anlamına gelen başı cık şeklinde yukarı kaldırma burada evet anlamına geliyormuş 🙂

s1

Arkadaşım oranın en büyük camilerinden birine Cuma namazına gidiyor, ben de yakın çevresinde dolaşıp fotoğraf çekiyorum. Buranın halkı fotoğraf çekimine hiç de sıcak bakmıyor ya da para istiyor. O yüzden kişilerin fotoğraflarını çekerken izin isteyeceğim bunu biliyorum. Aman ben kimseyle özellikle şuan yalnızken bi sorun olmasın diye fotoğraflarını çekmiyorum. Çiçek böcek çekiyorum sadece. Değişik bir çiçek görüyorum, hatta dibine kadar gidip çiçeğin fotoğrafını çekiyorum ve aniden tepemden bir el makinamı aniden elimden alıyor.

sule2

Arkamı bir dönüyorum ki bir güvenlik. Bağıra bağıra kendi dilince bişiler diyor ama ben anlamıyorum onu. Heyecanımdan parça parça İngilizce olarak neden alıyorsun ver makinamı, bu yasal diyebiliyorum. Anlamıyor, bana polisi çağırın diyorum bu sefer o anlamazlıktan geliyor. O sırada yanımıza başka bir güvenlik geliyor; O’nu sakinleştirmeye çalışıyor. Sanki ülkenin namusu bozmuşum gibi davranıyorlar bana. Yanındaki arkadaşına bana buranın müdürünü çağırın diyorum gayet dik bir şekilde ama kalbim yusuf yusuf atıyor tabi. Arkadaşı gidip bir süre sonra geri geliyor ve patron seni bekliyor diyor.

s3

Gitmeli miyim beklemeli miyim daha karar veremeden beni önlerine katıp içeri giriyoruz. Dar koridorlardan geçip gayet sade küçük bir odaya geliyoruz. Sade bir masanın arkasında sanırım o patron, sakin bir adam oturuyor. Ben hemen konuşmaya başlıyorum. Ülkenizde turistim, Türküm, müslümanım. Bu yaptığınızyasal değil; makinamı geri istiyorum. Tabi bu kadar seri değilim. 🙂 Patron beni sakince dinliyor. Burası pek de güvenli olmayan bir ülke, gördüğünüz gibi her yer banka burası gibi ve her an saldırı olabilir bu yüzden bizim için herkes şüphelidir. Buranın önünde fotoğraf çekiyordunuz. Belki siz de bir soygun hazırlıyorsunuz gibi bir şeyler demesin mi ? Ben hayır, asla, çektiğim fotoğraflara bakın anlarsınız derken biraz daha hırçınlığım geçmiş, kedi moduna dönmüştüm. Ama patronu ikna ettim sanırım ki bana ufaktan bir ders verip, burada çok dikkatli olmalısınız deyip makinamı geri verdi. Görevliler beni bir başka yoldan kapıya çıkardılar..Hayatımın en unutulmaz anlarından birini yaşıyorum.

s7

Tabi bu arada namazdan çıkan arkadaşımla buluşacağım yere gittiğimde meraktan çatlamış birini buluyorum. Tabi o mekanın içinde telefon çekmediğinden bana ulaşamamış, çok merak etmiş. Başıma gelenleri anlatıyorum bir solukta. Hem gülüyoruz hem bana kızıyor ama bu benim elimde olan bir şey değildi ki.

s5

Afika’nın göbeğinde az daha sonumun ne olabileceğini hala bilemediğim öle bir şey yaşamıştım ki hayatım boyunca unutmayacaktım. Ve şu ana kadar tüm gezilerim genelde böyle aksiyon dolu geçmiş, neyse ki herhangi bir sorun yaşamadan halledebilmişimdir. Belki şansıma olabilir ama şunu rahatlıkla söyleyebirim ki ‘’gülen bir yüzün, samimi bakışların çözemeyeceği hiçbir şey olamaz’’

s8

Şu yazı da ilgini çekecektir : Nepal’de Kamp