Başlangıçta kulağa garip geliyor; Anadolu hele hele Sivas’ta motorcunun ne işi var diyor insan.
y2
 Aynı şaşkınlığı ben de yaşıyorum aslında, 20 li yaşlara kadar hiç motosiklet görmemiş birisi olarak şu an Sivas Suşehri ilçesinin sokaklarında motosikletimle dolaşırken bir zamanlar gofret almak için sıraya girdiğimiz bakkalın camında kendi yansımamı gördüğümde kendimi tanıyamıyorum. Hayalini bile kurmadığım bir hayatı yaşadığımı farkediyorum.
y3
Nereden geliyor bu motosiklet merakı bu yol sevdası ? soruyorum kendime. Çocukluğumun geçtiği köy yol kenarındaydı 3-5 arkadaş toplanır bir iğde ağacının tepesinde babalarımızın şehirden elinde çikolatayla gelmesini beklerdik . İşte o yollara baka baka “yoldan çık”tık . Belki de her şeyi değiştiren o iğde çiçeklerinin kokusuydu. 3 yaşımda babamdan bisiklet istememin sebebi muhtemelen o yoldan geçen bir motorcuya hayran kalmam, motoruna aşık oluşumdandır. Henüz çok küçük olduğumdan bisikletle başlayayım büyüyünce motosiklet alırım diye düşündüm herhalde.
y4
Sonraki hayatım hep bisiklet üstünde geçti diyebilirim. En ciddi iş görüşmelerine bile yırtık kot pantolon, bisiklet eldivenlerim, kafada kirli bir şapka, dirseklerde haylaz yaralar ile gittiğimi hatırlıyorum. Bisiklet, futbol, tenis, voleybol derken sağ menüsküsü iki defa yırtınca artık motosiklet zamanı geldi diye düşündüm. Ehliyeti 5 yıl önceden almıştım bile . Gelsin masmavi Aprilla Pegasoooooo. Biraz fotoğrafcılık da var ayıptır söylemesi. İki hobiyi birleştirip vurdum kendimi yollara. Oranın dağları güzelmiş, buranın evleri,orada bir adam yaşıyormuş, buranın yemekleri harika. Her duyduğum efsanenin peşinden sırtlayıp çantayı gün batımına doğru açtım gazı…
y5
Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı hesabı döndük memlekete tabi, evlendik barklandık.  Ve yıllar sonra görüyorum ki her şey değişmiş. Kimi yeni doğmuş, kimi büyümüş, kimi yaşlanmış, kimi yok olmuş. Söylediklerine göre ben de değişmişim, büyümüşüm, saçım da beyazlar varmış, daha da değişmem gerekiyormuş hatta motoru satıp ev almam gerekiyormuş, en azından bir araba daha iyi olurmuş. Degişmeyen tek bir şey var aslında bu köylerde. Yol kenarında,misler gibi kokan bir iğde ağacının tepesinde babalarının şehirden çikolata getirmesini bekleyen çocuklar.
y6
Şimdi ben o çocukları görünce kendi çocukluğumu hatırlıyorum, gülümsüyorum çocukluğuma, el sallıyorum.  Belki o çocuklardan biri bana hayran kalır, motoruma aşık olur ve babası akşam eve geldiğinde ondan bisiklet ister, büyüyünce de motosikletini alıp vurur kendini yollara…
YoldanÇıkmak için bizi takipte kal :  facebook ve instagram