Evliya Çelebi, Türk insanı için en bilinen tarihi figürlerimizden biri ve bizim gibi gezgin olmaya çalışan insanların da bir nevi öncüsü. O bir “backpacker” – eşyaları heybesinde taşıdığından ibaret, zamanı için bir “endurocu” – at sırtında pek çok mesafeler kat etmiş ve nihayetinde bir “blogger” – gezilerini kitaplaştırmış bir gezgin. 1611 Kütahya doğumlu, ancak sonraları o da memleketinde hayatını idame ettiremeyeceğini görmüş olmalı ki, günümüzde her beyaz yakalının İstanbul’a gelmesi gibi, Evliya Çelebi de İstanbul’un yolunu tutmuş.

h2

Evliya Çelebi Yolu, 1671’de Evliya Çelebi’nin Mekke’ye hac ziyaretinde kullandıgı yolu takip eden bir rota. Aslında 2 farklı rota var; biri at sırtında diğeri yürüyerek çıkarılmış, evet şaka değil at sırtında. Rotanın çıkarılması ve işaretlenmesinde bölge valiliklerin ve kültür bakanlığının ciddi derecede katkısı olsa da, esas emek uzun yıllardır ülkemizde yaşayan Caroline Finkel’a ait. Kendisine ve ekibine 1 dakikalık saygı duruşunda bulunduktan sonra, bizim izlediğimiz rotadan bahsedeyim biraz da;

Rota
Yalova’dan başlayıp Simav’da sonlanan 521km uzunluğundaki “At Rotası”nı baz alarak, motosikletlerin geçemeyeceği yerlerde rotaya en yakın toprak – orman yolunu kullanarak GoogleEarth üzerinden yeni bir rota çizdim, aynı şekilde Simav’dan sonra Bandırma’ya kadar köy ve dağ yollarını kullarak bir dönüş rotası oluşturdum.

DCIM101GOPRO

Simav-Bandırma arasını vakit yetersizliğinden dolayı GoogleEarth’ün navigate özelliğini kullanarak, bölünmüş yollardan kaçınıp karayollarından geçecek şekilde oluşturdum. Yalnız güzide ülkemizde “Karayolu” tabirinin her türlü yol için kullanıldığını unutmuşum, Simav’dan sonraki yollar rotanın en sıkıntılı geçişlerinin oldugu kısımlardı.

DSCN0834

1 Honda CRF 250L (Onur Vuranok), 1 KTM 640ADV(ben) şeklinde 2 motor çıktık yola. Rotayı takip ederken kullandıgım motosikletim KTM 640ADV  Asfalt yollarda dikiş makinası – traktör melezi gibi bir titreşime ve konforsuzluga sahip olsa da, hafif-orta arazi koşullarında yüksek torku ve tepkili süspansiyonları sayesinde muhteşem bir seçim oldu.  Rotanın büyük kısmı yoldışı olduğu için, eşyaları (ekipmanlar aşağıda listelenmiştir) sadece bir sosis çantaya sığdırıp, motorun kuyruk tablasına sabitledim.

evliya onur

Onur’un kullandığı Honda CRF250L ise, düşük ağırlığı, yeterli sayılabilecek gücü ile başlangıç seviyesinde bir motorcu için sıkıntısız yol aldı. Üstelik, ulaşılabilir fiyatı ile, hafif offroad geziler için ilk tercih edilmesi gereken motorlardan. CRF250 ile ilgili yaşadığımız tek sıkıntı, 7.7lt depoya sahip olması idi (640’ın 28Lt efsanevi deposunun yanında çay bardağı gibi). Bu sorunu da gördüğümüz her benzinciye dalarak aştık.

İznik Ayva Bahçeleri

İlk gün; motorun ve motorcu cüzdanının dostu Eskihisar – Topçular feribotu ile, körfezin karşısına geçip kuzey-doğu hattını kullanarak İznik’e doğru yol almaya başlıyoruz. Önce köy, sonra orman yollarından geçen rotada, en nihayetinde Mahmudiye Köyü yakınlarında ayva bahçeleri içinde buluyoruz kendimizi. “Göz hakkı” klişesine sığınırak aşırdığımız ayvaları, yakalanma korkusu ile tapagaz ilerlerken yemeye çalışıyoruz motorun üzerinde, tabi o vibrasyonda yediğim ayva mıydı yoksa eldiven miydi anlamak mümkün olamıyor.

Obelisk
İznik’e yaklaşırken Elbeyli yakınlarında, ayva bahçelerinin arasında birden beliren “Dikilitaş” hart-hurt gazlanan bir enduro parkurunda değil, bir kültür rotasında olduğumuz gerçeğini tokat gibi yüzümüze vurdu. Bursa Valiliği’nin çevresini temizleyip, koruma altına aldıgı obelisk üzerinde yazanları pek anlamasak ta  zamanının mühim bir şahsiyeti anısına dikildiği her açıdan belliydi.

İnegöl Kırsalı

Ilk günü İznik’te erken bitirip, sıcak duş – sıcak yemek- sıcak çay üçgenine ait fikirler beynimizi uyuşturmuş, daha 2 saat öncesine kadar yapılan çadırda kalma planları unutulmuş halde bir otele yerleşiyoruz. İlk gece iyi dinlenmek lazım, netekim 2. gün yolu çok daha uzun: İznik’ten güneybatıya doğru yol alıp, Uludağ zirvesini de içeren dağ silsilesine paralel Kütahya’ya yol almalıyız.

Ağaç

Rotanın başlarından itibaren orman sıklaşıp, “GoogleEarth’te görülen her yol, yol değildir” atasözünü aklıma getiriyor. Veriyorum 640’a gazı, toprak ağlıyor. Çok uzun bir günden sonra  Kütahya’da son buluyor rota. Ancak Kütahya’da öğretmen evini sordugum ilk kişinin Lübnan’lı, 2. kişinin Afgan ve 3. kişinin nihayet Türkçe bilen bir Iraklı olması rotada gördüğüm manzalardan daha çok etkiliyor beni.
Simav ve sonrası

Kütahya-Simav arasında arazinin ağırlaşması ve soğuk hava sebebi ile 3. günü plansız bir şekilde Uşak’ta noktalıyoruz. Yine öğretmenevi, yine sıcak duş ile vucudumdan süzülen 2 kg toz toprak. 4. günün ilk durağı orjinal rotanın da son durağı olan Simav. Kısa  bir çay kahve molası sonrası tekrar yola çıkıyoruz. Simav’dan sonra geniş düzlükler, pudra gibi toprak yollar, taşlı tırmanışlar, ormanlık patikalar ve yeni açılmış dağ yollarından geçerek, dilimiz dışarı düşmüş bir şekilde Susurluk yakınlarında bir dinlenme tesisine varıyoruz. Ben, modern dünyamızın nimetlerini hunharca tüketen insanların şaşkın bakışlarına “Evet, Evliya Çelebi’nin aylar süren yolculugunu 4 günde yaptım ve şimdi üstümün bütün pisliği ile Kebapçı İskender’de bir İskender yiyeceğim, beğenemedin mi cicim?” bakışı ile karşılık verirken bir bakıyorum Onur çoktan yemiş kebabını 2. porsiyonu sipariş etmeye çalışıyor.

Taşlıyol - Dursunbey Köyü

Toplam 930km’lik kan (biyerlerde parmağımı kestim ama nerede) – ter (termal içliklerdeki ter kokusu hala çıkmadı) ve gözyaşı (yok öyle birşey, hatırlamıyorum) içeren sürüşten sonra, motorun ve motorcu cüzdanının düşmanı Bandırma-Yenikapı feribotu ile İstanbul’a geri dönüyorum (110TL feribot ücreti tam bir insafsızlık). Feribottan indikten sonra Onur’la gururlu ama mağrur bir şekilde vedalaştıktan sonra eve doğru yola koyuluyorum. İstanbul beni Beşiktaş dolaylarında gaz bombaları ile karşılıyor, tamam gözyaşı da buradaymış demek =)

Dönüş

Geriye baktıgımda, geziyi en güzel özetleyen şey aklıma geliyor, Kütahya yakınlarında Yalnızsaray Köyünde  kahvehane eşrafı  ile aramda geçen konuşma:
Amca: Bayram vakti deli misin dağın başında köylerde neden geziyorsun, biz bile gezmiyoruz buralarda ?
Ben: Böyle sebepsizce gezmeye gelmesek köyünüzü görüp sizin gibi güzel insanlarla tanışır mıydık hiç?

Kalbinin en derin noktasından yakaladığım Amca, o dakikadan sonra beni çay ve gazoza boğuyor. Yalan da söylemiyorum, 15 haneli bir köyde çobanla yaptıgınız muhabbet oldukça keyif veriyor, neden yolda olduğunu hatırlatıyor insana.

Rota Bilgileri:

Rota Download

Başlıca Duraklar: Yalova – İznik – İnegöl – Domaniç – Kütahya – Uşak – Simav – Susurluk – Bandırma

Toplam Mesafe: 930 km.

Toplam Harcama: 123 TL feribotlar, 104TL konaklama, 130TL yemek, 254TL yakıt = 611TL

Kullanılan Ekipmanlar:

Airoh Runner MX kask – Oakley Goggle
Axo Body Armor – Thor Force Dizlik – Klim Eldiven – Alpinestars Tech5 MX Bot
Dane sosis çanta – Hannah Çadır – Mat – Husky -5 Tulum –  Trangia İspirto Ocağı
Garmin 62s GPS.