Bunun aslında bir çok nedeni var. Belki ilk motorumu Kars’tan almış olmam, belki şehrin tarihi dokusu, belki Çıldır Gölü, belki de…

Bu yolculuk aslında benim için bir çok ‘ilk’i içinde barındırıyordu. Motorlu ilk uzun yol seyahatim, ilk Kars gezim olacaktı. Yaşadığım şehir olan Muş’tan plan yapmadan, sadece yola çıktım. Doğu Anadolu’mun güzel, soğuk bir o kadar da virajlı dağlarında yapayalnız seyrettim. Navigasyon yok, cep telefonu sağ olsun ki ‘avea’ pek çekmediği için o da yok sayılırdı aslında. Tam da istediğim yolculuk. Yollar, kafamdaki bitmek bilmeyen düşünceler ve Neşet Baba’nın şarkılarıyla Sarıkamış’a kadar gelmiştim. Kulak tıkacım kulağıma fazla girdiği için hastaneye uğramak zorunda kaldım, bu arada ufak bir şehir turu da atmış oldum. Milli Parkı gezmedim çünkü asıl hedefim Kars’tı.

Yola koyulacağım zaman, yolun solunda Allahuekber Dağları Şehitlik Anıtı’nı gördüm, durmamak olmazdı. Biraz fotoğraf çektim, şehitlerimize dua okudum ve tekrar yola koyuldum.

d4

Ve mutlu sonun başlangıcı, Kars’a gelmiştim. Öncelikle şehrin caddelerini, sokaklarını, her bir gediğini motorla gezdim. Kafamda ufak bir şehir haritası oluşturdum. Çadır hayatına daha geçiş yapamadığım için Kars Öğretmen Evi’ne yerleştim. Fazla eşyalardan kurtulduktan sonra attım kendimi sokaklara.

Kars’ın farklı bir havası var. İnsanları cana yakın, sevecen. Tarihi dokusu şehre apayrı bir hava katıyor. Her an karşınızda bir heykel ya da Osmanlı eseri. Ben de bu güzel kareleri kaçırmıyorum basıyorum denklanşöre. Analog bir makine kullandığım için fotoğraflar benim için daha da bir gizem kazanıyor.

scan0011

İlk motorumu Kars’tan aldım demiştim. Kars’taki arkadaşıma uğruyorum, biraz sohbet muhabbet derken biraz da onunla sokakları turluyoruz.

asd

Ve KPSS bilgilerimi gerçek hayatta kullanma zamanı geldi de çattı.☺ 1877-78 Osmanlı-Rus savaşlarında Elviye-i Selase diye geçen Kars, Ardahan ve Batum’u Ruslara veriyoruz. Tabii 1. Dünya Savaşı’yla buraları geri alıyoruz. Bundandır ki Kars’taki bir çok kilise daha sonradan camiye çevrilerek kullanılıyor.

ca

Ve Eski Kars…

d11

12 Havariler Kilisesi de daha sonra camiye çevirilenlerden. Şanssızlık bu ya cami kapalı. Sadece dışarıdan bakmak ve incelemekle yetinmek zorunda kalıyorum.

Hamamların durumu perişan. Kars çayının yanında çok güzel konuşlanmışlar fakat yıkılmaya yüz tutmuş hepsi…

d9

E tabii yol yorgunuyuz, kaleye yürüyerek çıkmak olmaz. Biz de motorla arkadan dolaşalım diyoruz. Ruslar tarafından cephanelik gibi şeyler için kullanılan binalar, şimdi Kars Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılıyor. Dere kenarında öğrencilerin yaptığı mangal kokusu hafiften karnımın acıktığını hatırlatıyor.

d10

Kaleye çıkmak için Kars çayının üstüne kurulmuş taş köprüden geçiyoruz. Ve taşlı yollara sürüyoruz Tenere’yi …

d2

Kale’de ufak bir çay bahçesi ve eşsiz bir manzara… Derken havayı da karartıyoruz. Gece de ufak bir çarşı gezisinden sonra ertesi güne hazırlanıyorum.

  1. gün

Biraz daha hızlı geçecek, çünkü mini mini birlerim çalışkan ikilerim yollarımı gözler. Ve benim uzun bir yolum var. Hava sanki; ‘Öğretmenim bugün ıslanacak ve üşüyeceksin’ diyor ve tebessüm ediyor. İlk hedefim Ani Ören Yeri, sabahın erken saatlerinde herkes yatağında uyurken ufak bir cadde turu atıyor ve Ocakbaşı Köyü’nün yolunu tutuyorum.  Karşımda hikayeleri ile anlatılan, efsaneleriyle ünlenen şehrin surları karşılıyor beni.

d7

İçeri giriyorum ve biraz hayal kırıklığına uğruyorum. Sanırım kafamda kurduğumla aynı değilmiş. 2-3 tane güzel bina kalmış ayakta, ikisi kilise ve ikisi de büyüleyici güzellikte. Ani Harabeleri derken haklılarmış, çünkü gerçekten de harabe haline gelmiş. Giriş sütunları ve 3-4 bina dışında pek bir şey yok.

12

Tüm yol boyunca beni umursamayan avea “Ermenistan’a hoşgeldiniz” diye mesaj atarak da gönlümü almayı ihmal etmiyor.☺ Yurt dışına hiç çıkmamış birisi olarak bu benim yüzümü güldürüyor. ‘Bazen’ canımsın avea…

ds

Çıldır’ın yolunu tutuyorum. Daha önce hep kışın kızaklarla çekilmiş fotoğraflar görüp gitmeyi istediğim yer, fakat imkan ve zamansızlık nedeniyle gidememiştim. Yollar ıssız ve kimsesiz, tabela yok, biraz tırsıyorum nereye geldim ben acaba yanlış yolda mıyım derken, o güzelim atları görüyorum ve doğru yolda olduğumu anlıyorum. Eşsiz manzarası, güzelliğiyle, ıssızlığıyla, sessizliği ve sakinliğiyle, tüm çıplaklığıyla karşımda.

er

Çıldır’da beni gölden sonra fırtına karşılıyor. Ardahan’a doğru devam ediyordum. Gittikçe karanlığa doğru giriyorum. Tam Çıldır’dan çıkacağım an ceviz büyüklüğünde dolu bastırıyor ve arkamı dönüp kaçıyorum, benzin istasyonuna sığınıyorum. Sağ olsunlar sıcacık bir çay ısmarlıyorlar içim ısınıyor. Ve öğreniyorum ki Çıldır’ın da güzel gezilecek yerleri varmış ve en güzeli Şeytan Kalesi’ymiş.

Merakla sordum neden adı Şeytan Kalesi diye. “O kaleyi oraya kurmak şeytanın aklına gelmez.” dediler ve hoşuma gitti, gitmemek olmazdı.☺ İlk gördüğümde gerçekten büyülendim. Gerçekten bir kale yapmışlar, yapanı da alnından öpmek lazım.

d6

Yağan dolu her yeri bembeyaz yapmış. Güzel bir manzara eşliğinde Ardahan’a doğru yola koyuldum. Aslında rotamı değiştirme sebebim geldiğim yoldan geri dönmeyi sevmemem. Bunun sayesinde 650 km yol yaptım. Yolun bu kısmını biraz daha hızlı geçmeye başladım çünkü dönüş yoluna geçmiştim.

 

Ardahan-Göle-Oltu-Tortum-Erzurum’a ulaşacak ve cağ kebabını hak edecektim. Hava baya baya soğuduğunu hissettirdi. Geçtiğim her yere karabulutları taşıyordum. Bu yol üzerindeyken beğendiğim yer olan Erzurum’a geldim ve mis gibi cağ kebabını afiyetle yedim, ısındım, benzinimi aldım. Eve 150 km yol kalmıştı, hafif yorgunluk belirtileri hissediyordum ama durmak olmazdı.

d1

Son tırmanışlarımı yaptım ve eve geldim.

2 günde tam 999.9 km yol yapmıştım. Hayalim olan Kars’ı gezmiştim.

İnsanlık için küçük ama benim için büyük bir adımdı. Nice hayallere…

 

Şu yazılar da ilgini çekebilir :

Uzun yolda yalnızlık üzerine düşünceler

Motosikletle Sırbistan’a gitmek için 10 harika neden

Dünya turu çocuk oyuncağı mı? 

Bizi facebooktan takip edebilirsiniz…