5 GÜN 4350 KM İTALYA MACERASI

0
908

Evet, yaklaşık 4.350 km’lik güzel bir İtalya turu yapılmıştı, çok macera ve keyif alınmıştı ve aklında soru işareti olan, cesaret edemeyen iki tekere gönül vermiş arkadaşlara belki faydası olması açısından kaleme alınması gerekiyordu.

Çok değil, 2016 Temmuzundan tanışmıştım iki tekerle. Çok deneyimim yoktu belki ama biraz cesaret birazda sakin ve kontrollü yapıma güvendiğimden, önce Türkiye’nin tüm kıyı şeridi, sonra Çanakkale, Ürgüp vs derken çok değil motoru aktif kullanmaya başladıktan 7ay sonrasında 32.000 Km ve 3. Motorum olan 700 cc adventure bir motora geçmiştim.
Artık gerçek bir tur yapmam gerekiyordu, karar verdik İtalya’ya gidecektik ve hazırlıklara başladık. Bunun için ne gerekiyordu;

• İyi bir ya da iki yol arkadaşı (Biz iki kişiydik ve birlikte yaklaşık 5.000 km sürmüştük, o konuda sıkıntı yoktu)
• Güvenilir bir motor (motorlarımıza güveniyorduk ve çıkmadan bakımlarını fazlasıyla yaptık)
• Shengen Vizesi (Çalıştığımız şirketten dolayı zaten vardı)
• Uluslararası ehliyet
• Motorlar için yeşil sigorta ( Touring ve sigorta şirketleri yapıyor)
• Seyahat sağlık sigortası
• Yurtdışı çıkış harcı

İki arkadaşta aynı şirketteydik ve 1 er hafta iznimiz vardı o yüzden program biraz sıkışık olacaktı. İşimiz gereği 14 Ağustosta çıkıp 22 Ağustosta tekrar işbaşı yapmamız gerekiyordu. Rota oluştururken asıl istediğimiz motorları ro-ro ile İtalya trieste limanına göndermek yani İtalyanın en kuzeyinden Venedikten tura başlayıp sırasıyla Floransa, Pisa, Tuscano, Roma ve Brindisi limanından feribotla Yunanisatana geçmek orda da 1 gün konaklayıp dönmek, bu şekilde hem biz çok yorulmayacaktık hem daha fazla yer görmüş olacaktık. Ancak bir türlü ro-ro ve uçak seferleri tutmadı ve hem giderken hem gelirken Yunanistandan feribotla İtalyaya geçmek ve dönmek daha mantıklı geldi ve rotayı o şekilde ayarladık.

Tüm evraklarımızı tamamladık, motorların bakımını yaptık, feribot biletlerini aldık, kalacağımız kamp ve otellerin rezervasyonlarını yaptırdık ve büyük gün gelmişti. (Maliyet ve yol masraflarını yazının sonunda paylaşacağım)

1. Gün 14 Ağustos Pazartesi (450 km)
Planımızda olduğu gibi 12:00 da İstanbul Ataşehir’den yola çıktık ve 450 km uzaklıktaki Yunanistan İskeçe’ye bağlı Kimmeria da bulunan Giaannis otelde konaklayacaktık. Saat 16:00 gibi İpsala sınır kapısına ulaştık ve korktuğumuz gibi bir kuyruk vs ile karşılaşmadan evrak kontrollerinden sonra 17:00 gibi artık Yunanistan topraklarındaydık. Maalesef yolda daha çok saygı vardı, sıkıştıran yoktu yollar mükemmeldi. Yununistan’da otabanlar çok pahalı olmadığından biz otobanı tercih ettik. Yaklaşık 150 Km de bir Tall pass gişeleri var ve motor için 1.70 Euro alıyorlar. Yaklaşık 20:00 a doğru otelimize ulaşmıştık. Kimmeria kasabasının %40-45i Türk olduğundan plakayı gören bize yardımcı olmak için yarıştı adeta. Otele yerleşip, rahatladıktan sonra kasabayı gezme şansımız da oldu ve tercihimizde yanılmadığımız da mutlu etti bizi.

2. Gün 15 Ağustos Salı(605 km)
Otelden sabah 08:00 gibi ayrıldık ve yaklaşık 4 km uzaklıktaki İskeçe’ye gittik ve güzel bir kahvaltı yaptık. İskeçe Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir yer ve Osmanlı mimarisinden izler taşımakta. Şehir dağın eteğine konumlandığı için girişte güzel bir manzara sizi karşılamış oluyor. Şehir merkezinde İskeçe Nehri fotoğraf çekmeyi sevenler için güzel kareler sunuyor. Öğle üzeri İskeçeden ayırıldık ve İgoumenitsa limanında feribotumuz 23:00 da hareket edecekti ve bol vaktimiz vardı. Gördüğümüz manzaraları atlamadan, sıkça ihtiyaç ve çay molası vererek önce Kavalaya uğradık kısa bir tur attık, limanda biraz konakladık yolun keyfini çıkararak 21:00 gibi İgoumenitsa limanına vardık. Biletleri önceden aldığımız için kontrol ve girişte bir sıkıntı yaşamadık. Motorlar güzelce görevliler tarafından bağlandı ve yolcu salonuna çıktık. Feribot aşırı kalabalık ve her milletten insan olduğundan biz pratik sandalyelerimizi yanımıza alarak güvertede oturmayı tercih ettik, doğru da yapmışız, hatta gece açık deniz çok soğuktu uyku tulumu da almak lazımmış. ( bu arada bu tarz bir tur yapmak isterseniz küçük bir tüp ve çay teşkilatı muhakkak yanınızda olsun, zira uzun motor yolculuğunda çayın verdiği o haz hiçbir şeyde yok.)
Yunanistan’da dikkat edilmesi gereken otobanda petrol yok ama tabelalar petrol olan en yakın kasabayı gösteriyor, benzinizin tamamını tüketmeden almanızda fayda var, her 100-150 Km de bir var.

3. Gün 16Ağustos Çarşamba(780 km)
Evet asıl macera şimdi başlıyordu. Brindisi limanına inmiştik, asıl hedefimiz 870 km uzaklıkta Frenze’ye kadar gidip, sadece 1 gün o yorgunluğa katlanıp, orada 2 gün konaklamak ve Frenze’ye yakın olduğu için Pisa ve Venedik’e oradan gidip gelmek ve aynı Camping alanında konaklamak sonra geze geze Siena Roma aşağıa doğru inmekti, ama hayat sürprizlerle doluydu tabi. Arkadaşım Garmin’in navigasyonunu almıştı ancak tam kullanımını çözmediğinden ücretsiz yolları çıkarıp en hızlı rota yerine en kısa rotayı seçmiş, biz tabi rotayı takip edelim derken, sahilden dur kalk, dur kalk, tüm kasabaların içinden geçerek 8 saatte 400 km ancak gidebilmiştik, sinirler de gerilmişti ve durup sakinleşmeye, doğru düşünmeye ihtiyacımız vardı. Pescara’ya bağlı sahil kasabası Silvi’deydik ve hava 40o üzerinde olunca deniz bizi cezbetti. Muhteşem bir plajı var, oteller sahile sıfır olarak konumlandırılmış buralara giremiyorsunuz ancak, 5 euro giriş ücreti ödeyerek girebildiğiniz günübirlik plaj da var. Yaklaşık 1 saat denizin keyfini çıkarıp serinledikten sonra Google maps’i devreye sokarak iç kesimden devam etme kararı aldık yaklaşık 150 km kadar normal hızımızda sürdük, benzin ve ihtiyaç molası verme vakti gelmişti, ancak arkadaşın daha 13.000 km deki motoru bize bir sürpriz hazırlamıştı, navigasyon cihazı bize hiç yol göstermediği gibi aküyü de sömürmüş ve motor çalışmıyordu. Biz ilk başta vurdurmayı denedik, tek kişinin itmesiyle olmayınca akü de tamamen boşaldı. Takviye yapmak istediğimizde benimde akü kapağı vidası yalama olmuş, uzun uğraşlar sonunda kapağı kırıp takviye yapabildik ama 1 saat geçmiş hava iyice kararmıştı. Neyseki yola tekrar çıkabilmiştik.

İtalya’da 4 tip yol bulunmakta; A işaretli yollar bildiğimiz ücretli otabanlar, SS yollar güzel, bakımlı ücretsiz bizdeki E-5 tarzı yollardır, SR yollar şehir içindeki genellikle hız limiti 50 olan yollardır, SP yollar kasabalar arasındaki yollardır. Biz genelde SS yolları tercih ettik, ama ara ara kestirme olma açısında maps bizi iki SS arasındaki SP yolllara sokuyordu fakat Cassino Sori arasında bölgesel heyelanlar olmuş, biz bilmeden ormanın içlerine falan dalıyoruz, jandarmalar karşılıyor hiç açıklama yapmadan devam edin burası kapalı falan derken yine bir ekip karşıladı bizi, ama ne ekip, önce asker ve astsubaylarla konuştuk, nerden geliyoruz, nereye gidiyoruz, bayağı şaşardılar falan bize yol tarif ederken Jeep’ten bir bayan subay çıktı, üniformanın bu kadar yakıştığı, meleği anımsatan birini görmemiştik ya da olayın şokundan bize öyle geldi, saat 22:30 olmuştu ve bizim yaklaşık 380-400 km uzaklıktaki Frenzeye(Floransa) gitmek istediğimizi söylediğimizde bize “ Freeeenzeeeeee” diye uzun uzun şaşırmasını hiç unutmayacağız. Sonra bize bu saatten sonra oraya gidemezsiniz, çok da yorgun görünüyorsunuz, en azından Roma’ya gidin sabah devam edersiniz dedi, bizim için ormanın içindeki kapalı geçitleri açtırdı, 15 km falan bu şekilde devam edin, sonra ana yola çıkarsınız, vahşi hayvan tabelalarına aldırış etmeyin diye bizi ormanın içine saldı adete. Şuan düşünüyoruz da akıl işi değildi, bilmediğimiz bir yolda, ormanın içine gecenin karanlığında yol almak. Biz o deli cesaretiyle yaklaşık 20 km kadar ormanın içinde yol aldık, sonra o yol bizi muhteşem manzaranın ve çokça şarap evlerinin olduğu ismini hatırlayamadığımız bir kasabaya çıkardı, bu şekilde 4 kasaba daha geçtikten sonra saat 01:00 gibi Romaya varmıştık, doğrudan Cuma günü için rezervasyonumuz olan “Camping TİBER” e gittik ve durumu anlattık ve sorun olmadan campinge yerleştik. Gayet yorgunduk, duş, çay vs derken saat 02:30 olmuştu, kendi aramızda saat 10:00 a kadar uyuyalım dinlenelim sonra Tuscano, Pisa ve Frenzeye geçme kararı almıştık. Ancak saat 07:00 gibi ikimizde uyanmıştık. Çünkü havası o kadar temiz ve gürültüsüz bir yer ki 4-5 satlik uyku insana fazlasıyla yetiyor. Camping Tiber hakkında bilgi verecek olursak; Roma merkezine 10 km uzaklıkta ormanın içinde, havuzu, duşları ve marketi olan çok temiz düzenli bir camping. Motor+1 çadırla 1 gece konaklamak 23 euro.

4. Gün 17Ağustos Çarşamba(460 km)
Sabah 08:00 gibi dinç bir şekilde campingden ayrıldık, önce 95 km uzaklıktaki Tuscano’ya gittik. Artık vaktimiz bol olduğu için manzaraları kaçırmamak adına daha önce bahsettiğim kasabalardan geçen SP yollardan gittik, dağaya hiç dokunulmadığı için, hava 45o ve full ekipman olmamıza rağmen ara ara serin bir rüzgar esintisi bizi mest ediyordu. Tuscano şarapları, ayçiçek tarlaları ve üzüm bağları ile çok meşhur yolunuz buraya düşerse konaklamadan ve 2 şişe şarap almadan geçmeyin derim.
Oradan Pisa’ya devam ettik, herkesin iyi bildiği Pisa’yı çok anlatmaya gerek yok aslında ama Pisa kulesi dışında mimarisi sizi ortaçağa götürüyor adeta. Küçük bir şehir olduğundan motorları Pisa kulesi karşışına park edip şehir merkezini de gezme şansımız oldu. Saray ve orta çağdan kalan üniversiteler, Mihenk Taşları, Sant’Agata görülmesi gereken yerler.

Pisa’da yeterince haz ve keyif aldıktan sonra en sonunda Floransa’ya ulaşmıştık. Şehir insanın aklını başından alacak kadar güzel, her insanın muhakkak görmesi gereken gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel bir şehir. Piazza Della Signoria, Ponte Vecchio köprüsü, Galleria degli Uffizi ve daha gezip aklıma gelmeyen görülmesi gereken başlıca yerler. Ayrıca dondurması da dünyaca meşhur olup yemeden şehirden ayrılmayın.
Floransa’da “Camping Village İnternazionale” de kaldık. Şehir merkezine 5-6 km uzaklıkta ve biraz yüksekte olup, içerisinde Restaurant, havuz, market, duş ve wc olup rahat edebileceğiniz temiz bir alan. Motor ve 1 çadır için geceliğine 20 Euro alıyorlar.

5. Gün 18Ağustos Cuma(410 km)
Kampta sabah serin bir şekilde uyandık, gayet dinç ve moralimiz yüksekti, şehrin etkisinden kurtulamadığımızdan öğleye kadar motorları Ponte Vecchio Köprüsünün üzerine park edip, hem biraz daha gezip hem biraz da hediyelik alma şanşımız oldu. Oradan yaklaşık 80 km uzaklıktaki Siena’ya geldik. Meşhur Palio di Siena at yarışlarının yapıldığı Piazza del Campo meydanında sebebini tam bilmediğimiz bir kutlama vrdı, tesadüfen görmüş olduk. Çok küçük, tarihi dokusu olan bir şehir. Burada soğuk bira eşliğinde farklı dilimlerden oluşan güzel birer pizza yedikten sonra tekrar Roma’ya doğru yol aldık, ama bu sefer farklı yerler görmek adına farklı bir güzergah seçtik.

Saat 16:00 gibi yine Camping Tiber’e gittik. Tekrar çadır vs kurduktan sonra güzel bir havuz keyfi yaptıktan sonra Roma merkezine gittik. Yollar çok boş ve sakindi. Motorları Meşhur aşıklar çeşmesine 50 mt yakın bir sokak başına bırakma şansımız oldu. Rahat rahat, İspanyol merdivenleri, Aşıklar Çeşmesi, Artistler Bulvarı gibi turistik yerleri gördükten sonra zaten başlı başına bir tarih olan Roma caddelerinde bol bol gezip Kolezyum gezme işini sabah bıraktık.

6. Gün 19 Ağustos Cumartesi (670 km)
Sabah erkenden hüzünlü bir şekilde uyanıp Kolezyuma gittik biraz vakit geçirdikten sonra Roma’ya “Ci ritroveremo” diyerek yaklaşı 630 km uzalıktaki Birindisi ye doğru yola çıktık. Saat 21:00 da feribotumuz İgoumenitsa’ya hareket edecekti. Biz çok da oyalanıp riske girmeden, manzaralar eşliğinde Brindisi’ye geldik, motorları yerleştirdik, uyku tulumu ve pratik sandalyeleri alıp dinlenmeye geçtik.

İtalya’da genel olarak motor kullanımı yaygın olduğu için trafikte en ufak sıkıntı yaşamadık.
Benzin istasyonları genelde self servis olduğu için yanınızda bolca 5-10’ar Euro bulundurmanızda fayda var. İstasyolarda maalesef bizdeki gibi market kültürü yok, çoğu zaman su dahi bulunmuyor, o yüzden merkezden çıkmadan tedarik yapmalısınız.


7. Gün 20 Ağustos Pazar (460 km)

Sabah 07:00 gibi limandan çıkıp, yine otobanı tercih ederek saat 13:00 gibi daha önce rezervasyon yaptırdığımız camping alanı “Beach Multiplex Kavala” ya geldik. Şuana kadar kaldığımız en güzel kamp alanıydı. Denize sıfır şekilde konumlanmış, Beach Club ile iç içe, rahatça denize girebil- diğiniz gayet düzenli ve temiz bir kamp alanı. Kaval’ya sadece 3 km uzaklıkta olduğu için istediğiniz zaman merkeze de gidip, gezme şansınız var. B
Bizde önce bol bol denize girdik, Kavalayı turladık, gece beach party de eğlendikten sonra arkadaşımla oturup, gece yarısı kahvelerimizi yudumlarken, aldığımız haz ve mutluluktan, bu tarz bir turu tekrarlamamız gerektiği fikrinde birleşip ve bir sonraki rotamız üzerine tartışıp tatili noktaladık.

8. Gün 21 Ağustos Pazartesi (510 km)
Artık tatil bitmişti, sabah erkenden kalkıp çadırları toplayıp buruk bir keyifle yola düştük. İstanbul’a girene kadar ypılan turun hazzı vardı içimizde, Mahmutbey gişelere gelince anlamıştık rüya bitmişti.
İnşallah edindiğimiz deneyim sonrası yeni rotalarda görüşmek ümidiyle..

Maliyet Analizi
• 15 günlük Motosiklet yeşil sigorta ; 42 euro
• Seyehat sağlık sigortası ; 9 euro
• İgoumentisa-Brindii feribot ; 87 euro
• Brindii -igoumenitsa feribıt ; 65 euro
• Otel ve Camping ücretleri ; 110 euro
• Benzin masrafı ; 240 euro
• Yeme-İçme ; 60 euro ( yanımızda bolca konserve balık vardı)
• Yunanistan otoban ; 22 euro
• Ekstra harcamalar ; 80-100 euro